27 Ağustos 2008 Çarşamba

KARİDESLİ BAKLA SALATASI

Türkiye’de baharın müjdecisi olan baklayı artık tezgahlarda konserve yada dondurulmuş olarak bulmak mümkün. Latince adı 'Vicia faba' olan bakla, antik çağlardan yani eski Yunan, Mısır, Roma ve İbraniler zamanından beri çok sevilen bir sebze. Kısa ömürlü olduğu için bitkiler dünyasının en nazlı sebzesi olarak tanınıyor. Baklagillere adını veren bu sebze, zengin bitkisel protein ve karbonhidrat içeriyor. Ayrıca demir ve kalsiyum mineralleri açısından çok zengin olan baklada A, C, B ve B2 vitaminleri de bulunuyor.

Babamın yemediği sebzeler sıralamasında bir numarada bulunan, dolayısıyla annemin mutfakta fazlaca kullanmadığı baklayla yakın ilişkim baklasever eşimin ısrarlarıyla başladı. O tarihten beri baklanın zeytinyağlı yemeğinden salatasına, çorbasından mezesine, favasına kadar her tarifi denendi ve bayıla bayıla yendi...



KARİDESLİ BAKLA SALATASI

Malzemeler:

  • 250 gr haşlanmış iç bakla (ben konserve kullandım)
  • 200 gr karides
  • 7-8 adet mantar
  • 2 dal yeşil soğan
  • 3 diş sarımsak
  • Zeytinyağı
  • Yarım limonun suyu
  • Tuz
  • Karabiber

Hazırlanması:

  1. Baklayı haşlayın varsa kabuklarını soyun.
  2. Mantarları kağıt havlu ile temizleyip doğrayın, karidesleri temizleyip yıkayın, sarımsakları soyup ince ince doğrayın.
  3. Teflon tavaya 2 yemek kaşığı zeytinyağı, karides ve sarımsakları atıp 2-3 dakika çevirin. Tavaya mantarları ilave edip mantarlar suyunu salıp çekene kadar ocakta tutun. Karabiber ve tuzunu ilave edip ocaktan alın. Soğumaya bırakın.
  4. Yeşil soğanı ince ince doğrayın.
  5. Tüm malzemeleri karıştırıp üzerine zeytinyağı ve limon suyu gezdirin.

20 Ağustos 2008 Çarşamba

biz tam 3 kişiyiz.......


Son yazıyı yayınladığımdan beri ne kadar çok zaman geçmiş inanmak mümkün değil.. Türkiye’ye dönecek olmanın verdiği telaşe ve heyecan, dönmeden başka ülkeleride ziyaret edelim diye yollara düşen biz iki seyyah, 9 ay süren mutlu bekleyiş ve son demlerinde Malezya’nın tadını çıkaralım derken dayanamayıp aramıza iki hafta erken katılmaya karar veren ailenin üçüncü bireyi....

Yeni yazılar yok değil aslında; var, hemde çok.... yeni tarifler, yeni tadlar, yeni yerler, yeni kitaplar, sesler, yeni yüzler,insanlar.. Bense bugünlerde bilgisayarın başına geçmek yerine, demlikde çayım, geçen 4 senenin muhasebesini yapmakla meşgulum ( tabiki minik canavardan fırsat buldukca..). Tek sebep bu değil tabiki, ne yalan söyleyim şu renkli ekran karşısında oturmaktansa minik canavarla yatıp sohbet etmek, oyun oynamak daha çok hoşuma gider oldu bu sıralar. Ne yazılacak yazılarla, ne yapılması gereken tonlarca iş ile , ne alınması ve satılması gerekenlerle, nede karton kutu imparatorluğuna dönüşmüş evle uğraşmak geliyor içimden..

Yine de yazmak lazım, paylaşmak lazım değil mi?...