30 Ağustos 2007 Perşembe

MEVLANA


Sevgide güneş gibi ol,
Dostluk ve kardeşlikte akarsu gibi ol,
Hataları örtmede gece gibi ol,
Tevazuda toprak gibi ol,
Öfkede ölü gibi ol,
Her ne olursan ol,
Ya olduğun gibi görün,
Ya göründüğün gibi ol.

Bu yıl büyük tasavvuf üstadı Mevlana Celaleddin Rumi’nin 800.doğum yıldönümünü kutluyoruz. UNESCO tarafından 2005 yılında “İnsanlığın Sözlü ve Somut Olmayan Mirası” listesine alınan Mevlevi sema ayinini Türkiye’den çok uzakta, gözlerim dolu dolu bir nefeste izledim.

Mevlana’nın bugün Afganistan toprakları içerisinde yeralan Belh kentinde 30 Eylül 1207’ye rastlayan bir tarihte doğduğu varsayılmaktadır. Mevlana Belh’den göç ettikten sonra 21 yaşında Selçuklu İmparatorluğu döneminde Konya’ya yerleşmiş ve hayatının geri kalanını burada geçirmiştir. Mesnevi, Divan-ı Kebir, Fihi Ma Fih, Mecalis-i Seb’a ve Mesnevi en önemli beş eseridir. Katibi Hüsameddin Çelebi’nin söylediğine göre beyitlerinin bazılarını sema ederken söylemiştir.

Mevlana’nın düşünce ve eserlerinin ana teması ve mesajı Allah’a ve yarattıklarına duyulan aşktır.Amacı insanı kamile ulaşmak ve diğer insanların bu düzeye ulaşmasına yardımcı olmaktır.

Yaşamını “Hamdım, piştim, yandım” sözleri ile özetlemiş, ölüm gününü yeniden doğum günü olarak nitelendirmiş ve ölüm gecesine “Şeb-i Aruz” diyerek dostlarına ölümünün ardından üzülmemelerini vasiyet etmiştir.17 Aralık 1273’de Konya’da vefat etmiştir.

“Madem ki sen bensin, ben de senim, niceye şu senlik benlik” diyen Mevlana’nın insanlar arasındaki sevgi ve barışın sağlanmasını gaye edinen vizyonuna bugün her zamankinden daha çok ihtiyacımız var..

Gel,
Gene gel, gene
Ne olursan ol,
İster kafir ol, ister ateşe tap, ister puta,
İster yüz kere tövbe etmiş ol,
İster yüz kere bozmuş ol tövbeni.
Umutsuzluk kapısı değil bu kapı;
Nasılsan öyle gel.

25 Ağustos 2007 Cumartesi

KURU DOMATES SALATASI


Geçen seneki Türkiye ziyaretimde Anamur’un yaylalarından topladığımız mis kokulu ada çayını Ankara’nın büyük süpermarketlerinden birinde görünce gözlerime inanamamış, sonra annelerimizin binbir zahmet ve özenle yaz aylarında balkonlarında kuruttukları dolmalık biber, bamya, patlıcan, kabak, domates, fasulye ve daha nicelerini reyonlarda görünce bir şok daha yaşamıştım.

Bizim zamanımızda- bu sözü bu sıralar çok kullanır oldum- yaz aylarının bir kısmı kışa hazırlık olarak değerlendirilirdi. Sebzeler ve meyveler kurutulur, reçeller yapılıp şık kapaklı kavanozlara doldurulur, konserveler kaynatılır, salamura ve tarhana yapılır ve çeşit çeşit sebzelerden turşular hazırlanırdı. Taze nane yaprakları kuruması için serilir, evi mis gibi kokusu kaplardı.Halen her taze nane kokusu alır beni çocukluğuma götürür.

Son yıllarda kurutulmuş gıdalar kullanımdan kalksada anlaşılan o ki yavaş yavaş kıymetini anlamaya başlamışız , onlarda modaya uyarak marketlerdeki yerlerini almışlar.

Kurutulmuş sebze ve meyveler içerdikleri suyun bir kısmını kaybetmesi sonucu elde edilirler, bu sebeple bozulma belirtisi göstermeden uzun süre saklanabilirler.Kurutma işlemi güneş enejisi ile yapılırsa fırınlama işlemine nazaran içerdikleri vitamin ve mineralleri daha çok muhafaza ederler.Kurutulmuş gıdalar içerdikleri C vitamininin tamamını kaybetselerde, minerallerin tamamı ve diğer vitaminleri büyük kısmı işlemden zarar görmez. Konserve gıdalarla karşılaştırıldığında , kurutulmuş gıdalar çok daha sağlıklı ve besleyicidir.Eğer kurutma işlemini evde yapmak istiyorsanız sebzelerin üzerine ince beyaz bir bez örterek onları güneşin zararlı ışınlarından ve havadaki tozdan korumuş olursunuz.




KURUTULMUŞ DOMATES SALATASI

Malzemeler:
-1 büyük kase dolusu kurutulmuş domates(yaklaşık 100 gr.)
-1 adet orta boy kuru soğan
-Yarım demet maydanoz
-1 yemek kaşığı balsamik sirke
-1 yemek kaşığı nar ekşisi
-2 yemek kaşığı zeytinyağı
-Tuz

Hazırlanması:
-Kuru domatesleri 2 dakika kadar sıcak suyun içinde tutun, sonra hemen soğuk su ile yıkayın, domates dilimleri büyük ise ufaltın.
-Kuru soğanı zar büyüklüğünde doğrayın, bir kabın içinde biraz tuz ve biraz limon suyu ile karıştırarak soğanın acısını alın.
-Maydanozu irice kıyın.
-Domates, maydanoz ve soğanı bir kapta karıştırıp üzerine ayrı bir kapta hazırladığınız sosu (sirke, nar ekşisi, zeytinyağı ve tuz) ekleyin.
-Dilerseniz üzerine sumak serperek tatlandırabilirsiniz.
-Afiyet olsun..






16 Ağustos 2007 Perşembe

SOMON SALATASI




Her nedendir bilinmez karşıma çıkan değişik lezzetleri ilk tattığımda söylediğim ilk söz ’ben bundan bir daha asla yemem!’ oluyor. Zamanla nasıl oluyorsa bir çoğu teker teker dolapta boy göstermeye başlıyorlar. Tütsülenmiş somon balığıda bunlardan biriydi aslında.Şimdilerde ise salatasından sandviçine , aperatif olarak hazırladığım çeşitlerde sık sık kullanır oldum.Bol miktarda omega-3, A ve B vitamini ile minarel açısından zengin olması dolayısıyla balık en çok tükettiğimiz besinler arasında.Tütsülenmiş somonu hazır alabilir yada deniz tuzu, şeker ve karabiber ile gravadlax olarak evde yapabilirsiniz.

Somon balığının Atlantik ve Pasifik okyanusunda avcılığı yapılıyor.Atlantik somonu en yaygın somon ve tek çeşidi bulunuyor, Pasifik somonunun ise bilinen altı değişik türü var. En iyi kalite ve lezzetli somon bilinenin aksine Norveç’te değil, İskoçya ve İrlanda açıklarında bulunuyor.

Balığı tütsüleme işlemi 2 şekilde yapılıyor: sıcak tütsüleme ve soğuk tütsüleme. Soğuk tütsülemede sıcaklık 33 derecenin altında oluyor buda balığın tam pişmesini engelleyerek sadece tat kazanmasını sağlıyor. Sıcak tütsülemede ise sıcaklık 70-80 derece oluyor ki bu durumda balık hem tatlandırılmış hemde pişirilmiş oluyor.
İyi kalite tütsülenmiş balığın rengi canlı ve parlak, eti çiğnemeye gerek duymadan ağızda eriyecek kadar yumuşak ve kokusu tütsüyü hissedebileceğiniz nitelikte olmalıdır




SOMON SALATASI

MALZEMELER
-Roka
-Tütsülenmiş somon balığı dilimleri
-Kuru soğan
-2 yemek kaşığı kapari
-Yeşil ve siyah zeytin
-Limon suyu
-Zeytinyağı

HAZIRLANMASI
-Rokayı yıkayıp suyunu süzdürün, kuru soğanı yarım halka şeklinde doğrayın.
-Tabağa rokayı yayın, üzerine somon dilimlerini ve soğanı yerleştirin.
-En üste kaparileri serpin, tabağın kenarına zeytinleri dizin.
-Limon suyu ve zeytinyağını bir kapta karıştırıp, salatanın üzerine gezdirin.
-Kepekli ekmekle beraber servis yapın.
-Afiyet olsun...

15 Ağustos 2007 Çarşamba

MEYVE SEPETİ

Mangosteen (mangostin) tropikal meyvelerin en orjinal ve damağa hitap edenlerinden birisi. Elma ağacına benzer bir ağaçta yetişiyor. Mor ve kalın kabuğu açınca size içinden bembeyaz bir hazine sunuyor. Malezya’da meyvelerin kraliçesi olarak tanımlanıyor.


Rambutan mangosteen kadar bağımlılık yapacak bir meyve değil aslında ama kompostosu nefis oluyor. Saçaklı kabuğun altından şeffaf beyaz renkte, yuvarlak ve tatlımsı kısmı çıkarıp seker ve suyla kaynatıyorsunuz, hepsi bu. Rambut Malezya dilinde saç anlamına geliyor. Kabuğundaki uzun saçaklar sebebiyle meyveye saçlı meyve anlamında Rambutan ismi verilmiş: ))



Yıldız meyvesi (Star fruit) artık yavaş yavaş Türkiye’de ve bazı Avrupa ülkelerinde boy göstermeye başladı. Şekil itibariyle pasta süslemelerinde en çok kullanılan meyvelerden birisi. Olgun olmayanlarının tadı ekşi- biraz can eriğinin tadına benziyor-, olgunlaşmış olanları ise tatlı oluyor.





Papaya ilk tattığım zaman bir daha asla yemem dediğim, şimdilerde ise dolabımdan hiç eksik etmediğim meyvelerden birisi.Belirgin bir tadı yok aslında fakat karpuz ve ananasla yapılan papaya salatası vanilyalı dondurma ile nefis oluyor. Bir rivayete göre artık Antalya-Mersin civarında yetiştirilmeye başlanmış. Umarım ben dönmeden marketlerdeki yerini alır..